4 Ekim 2009 Pazar

Kupkuru...

Geceler günlere dönecek. saatler, dakikalar, saniyeler. Ve bitecek günler ve geceler...sonra gün geceye tekrar dönecek. bir bakmışız, bugün "dün" olmuş. yarın, "şimdi". Böyle böyle azalacak herşey, acılarda, sevinçlerde... Sayınca ne kadar da çok geliyor insana;
ama o "kadar" da çok değil aslında. Ne yazık...

Sen hiç mutluluğun resmini çizmeyi denedin mi sevgili?
Deneme!
Sen bugüne dek hiç çizilmemişleri resmet...
Beni, seni... BİZİ...

"Sevgilim ben şimdi büyük bir kentte seni düşünmekteyim
Elimde uçuk mavi bir kalem cebimde iki paket sigara
Hayatımız geçiyor gözlerimin önünden
Çıkıp gitmelerimiz, su içmelerimiz......

Her şey seni bekliyor her şey gelmeni"
(C.Süreya)

Çalmayan telefon, gecenin sessizliğini yırtsa...
bir an...sadece bir an...apansız...hiç beklenmedik bir zamanda.
tüm umutların tükendiği...bekleyişin uzadığı ve bitmek bilmediği bir anda.
ve sesin karşılaşasa, susmaktan yorulmuş sesimi.

İcraya verildi aşk. Ne var ne yok toplanıldı, elimde ne varsa alındı.
Şimdi bir turuncu oda, bir ben, bir de zeminin ıslak yalnızlığında başbaşa kaldık.
Kokun hala üzerimdekilerde,
yıkanmasam, hiç... Sen gelene değin...

0 yorum: