12 Şubat 2010 Cuma

Say ki bu gidiyor adam

Bütün kıyıları kurşunlamış , bütün suları bıçaklanmış bir denizdeyim.
Rengine rehnedilmiş bir gece giydiriyorum üstüme.
Bir sitem iliştiriyorum usulca yokluğuna.

Bir bilsen aklımdakini!
Sustumsa alıngan bir cümlenin kahrını düğümlemeyesin diye.
Sen ki ilk vazgeçemeyişim, ilk kıskançlığım,
ilk ömrüme yazdığım, uzaklardan sevdalandığım, kızdığım, affetmediğim, affedemediğim.
Olmayacak bir duaya amin demek gibi sevdiğim , hep geç kaldığım.

Saatini şaşırmış dönüşlerin bir anlamı yok.
Say ki bu adam gidiyor, karanlığın ve kalabalığın zifirine savurmuş yüreğini..!
Aklında hep sen, ayaklarında bir eşkıya sessizliği,
Bir intihar cesaretiydi varlığına, dopdolu varlığına tutulmak.
Sevdikçe bir yıkımı çoğaltıyordum içimde darağacı lezzetinde .
Say ki bu adam gidiyor
ayrılığın izini, sessizliğe gürültüsünü savurmuş bir kenera.


Say ki bu gidiyor adam ,
aklı şaşmış yollarınınaçlığıyla.
Senin ki sesin rüzgar, varlığın hayal, renklerin uçuk ve tebessümlerin kaçamak.
Gölgemden sıyrılıp , yol yordam bilmez düşlerimi adımlıyorum.
Sen ki mavi bir abdest alıp tesbihi eksik gecelerimde içimde namaza duran sevda.
Yokluğa açılan kapının eşiğinden gitmeye geç kalmış adam.

1 yorum:

bokpüsür dedi ki...

beğendim gerçekten beğendim.. çok yaratıcı ve derin cümleler buldum içinden..bütün olarak da güzel sondan ikinci kısım ayrı bi güzel..