17 Şubat 2011 Perşembe

Ara

Ara... Boşluk... Kendinden kaçmanın içindeki yeni adı. Bunca zamandır kelimelerinden kaçışının cevabını vermekte zorlanıyorsun. Oysa dönüp dolaşıp geleceğin yer yine kelimeler dükkanı oldu. Senelerdir vazgeçemediğin tek şeye, harflerin ahengine takıldın yine. Delirmelerden geldiğin şimdiki yerde eski sayıklamalarını aradığını mı düşünüyorsun, yoksa bilmem kaç kere vazgeçişlerinin acısını mı çıkartıyorsun bu kaçışlarla ha? Kimse bilemez oysa. Senden başka kimse bilemez sırılsıklam çıktığın limanlarda ıslaklığın aslında ruhuna işlediğini. Sahi yüzleri neye benziyordu vazgeçişlerin? Kaçışların vücutları nasıldı? Artık bir önemi kalmadı. Sıcak bir gövdeyle, güneş gibi bir yürekle dinlendirdin ruhunun nemli yanlarını... Peki şimdi ne kaldı yazacak geriye?

Daha çok şey varmış oysa yazılacak geriye... Senden sonra geleceklere söylemen gereken bir çok şey. Çünkü her vazgeçişin insanı 'buna değecek mi?' diye soracaktır kendine. Sorduğu soruların cevapları sende. Sende gizli cevapları söylemek zorundasın onlara. İşte bu yüzden kelimelerinden kaçamazsın.

"Allah ne bilsin benim derdimi abi be ya? manitası mı olmuş hiç? ben sana ediyom duayı. sen gider anlatırsın." diyenlerin susmayan ellerisin. Koşmaya devam. Yol da bizimle koşarsa biter mi bu yol diyorlar. Biter... Sen kafanı yorma, biter...

Hoşbuldum...

0 yorum: